Çocukluğundan bu yana resme olan hayalini hayat koşullarından dolayı gerçekleştiremediğini dile getiren Ressam Ruken Ekinci, altı yıl önce hayallerini gerçekleştirmek için çimento ve evinin perdesinden tuval yaparak resme başladı. Boyası olmadığı için evine gelen misafirlerine ikram ettiği kahvenin telvesini de boya olarak kullanan Ekinci mutfağında bulduğu bulaşık süngeri, kürdan, karbonat, tuz vb. malzemelerden resim yapmaya başladı.

METİN YOKSU/BATMAN

Umut Tümay Arslan: "Kadınların sineması: efendinin bakışı efendinin perdesini asla yırtmaz" Umut Tümay Arslan: "Kadınların sineması: efendinin bakışı efendinin perdesini asla yırtmaz"

Batman'da yaşayan, iki çocuk annesi, belediyede işçi olarak çalışarak hayatını idame ettiren ve çocukluktan bu yana resme ilgisi olmasına rağmen uzun yıllar bu hayalini gerçekleştiremeyen Ressam Ruken Ekinci, 36 yaşında evinin mutfağındaki kahve telvesini kullanarak resim yapmaya başladı. Altı yıl önce henüz boyası, fırçası ve tuvali olmadan resme başlayan ressam evinin perdesini kullanarak kendisine tuval yaptı. Ardınddan misafirlerine ikram ettiği kahve telvelerini biriktirdi. Biriktirdiği kahve telvesini boya olarak kullanan ressam fırçası olmadığı için de evindeki iğneleri de fırça olarak kullandı. Altı yıl önce "Ape Musa" tablosunu kahve telvesi ile yaratan ressam Ekinci, altı yıl mutfağında bulduğu bulaşık süngeri, kürdan, karbonat, tuz, iş eldiveni, alçı, çimento, sürger karton, sigara külü ve bulduğu çeşitli atık malzemeleri kullanarak 40 tablo üretti. “Musa Anter”, “Kainatın Sırrı”, “Göçe Karşı Dumanın Mücadelesi”, “Metaverse Girdabı”, “Fırtınalarla Boğuşan Kadın Savaşçı”, “Empatinin Sonsuzluğa Uğurlanması”, "Demir çeneli kadınlar" adlı tabloları olan ressam Ekinci, Batman ve Diyarbakır'da “Yaşama Tutunan Renkler” adıla düzenlediği sergisinin ardından şimdi de Batman ve Diyarbakır'ın ortasında bulunan Malabadi Köprüsü'nün yanı başında açık havada "Mezopotamya'nın Çığlığı" adlı sergisi ile 29 tablosunu 2 Ekim tarihine kadar sanat severlerin seyrine sundu.

'İMKANSIZLIKLAR İNSANI YARATICILIĞA SÜRÜKLÜYOR'

İlkokuldan bu yana resim çizmeyi çok istediğini fakat yaşam koşulları nedeni ile hayallerin gerçekleştiremediğini anlatan Ekinci, "Başta çocuklarımın kalemlerinden ve boyalarından başladım. Ama yaratıcı olmam gerekiyordu. Ben de ilk resmimi kahve telvesinden başladım. Yaptığım eserlerde tarihi görüntüler versin diye alçılar kullandım. Resimlere pırıltı vermesi için tuz kullandım. Önce kendi mutfağımdan ve atık malzemeleri kullanıp onlara yeniden bir yaşama şansı verdim. Resimler benim tarihim psikolojim ve beni ben yapan eserlerdir" dedi. İlk tuvalini perde ve bez kullanarak yarattığını anlatan Ekinci, ilk iki sergisini de imkansızlar içinde yaptığını söyledi. İmkansızlıkların insanı yaratıcılığa sürüklediğini ifade eden Ekinci, doğanın insanlara büyük imkanlar yarattığını dile getirdi.

'DOĞANIN TAHRİP EDİLMESİNE KARŞI MESAJ'

Doğa ve tarihin gölgesinde üçüncü sergisini yaparak bir mesaj kaygısı taşıdığını anlatan Ekinci, doğanın iklim krizi ve insan faktörü tehlikesi altında olduğunu söyledi. Doğanın tahribatına karşı son tablosunu da sergiye eklediğini dile getiren Ekinci, "Siz Malabadi Köprüsü'ne ve etrafına baktığınızda tarihin izlerini görürsünüz ama arkasındaki barajı da görürsünüz aynı zamanda. Yanına yapılan eski köprü onun görüntüsünü çirkin gösterir. Etrafında maalesef artık doğal güzellikler ve ağaçlar yoktur. Ben de çimento kullanarak bir bahar görüntüsü içinde hayalimdeki Malabadi Köprüsü'nü resmettim. Aslında bir mesaj vermek istiyorum bu sergi ile o yüzden de adını Mezopotamya'nın Sessiz Çığlığı adını kullandım. Sanatım ile doğanın tahrip edilmesine karşı bir mesaj vermek istedim. O yüzden sergiyi burada Mezopotamya'nın kalbinde açtım. Doğa size çok imkan tanır ama siz doğayı yok ederseniz sanatınız da var olmaz" dedi.