Cemevleri ve Alevi kurumlarına yönelik eş zamanlı saldırıları değerlendiren Cem Vakfı Genel Başkan Yardımcısı Cem Avşar saldırın planlı olduğuna dikkat çekti ve iktidarın toplumun fay hatlarını germek istediğini vurguladı.

Şenol Balı

31 Temmuz tarihinde Ankara’nın Mamak ilçesinde bulunan Şah-ı Merdan Kültür Evleri Yaptırma ve Yaşatma Derneği, Ana Fatma Cemevi ve Çankaya ilçesinde bulunan Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Genel Merkezi'ne yönelik eş zamanlı saldırılar gerçekleşmişti. Henüz belirlenemeyen bir nedenle teker teker cemevlerine giren Ahmet Ozan K. girdiği cemevlerinde vatandaşlara saldırmaya başlamıştı. Şah-ı Merdan Cemevi'ne giren Ahmet Ozan K. cem yapan vatandaşlara sandalye fırlatmıştı. Saldırıların ardından kaçarak kayıplara karışan Ahmet Ozan K. ise gözaltına alınıp tutuklanmıştı. Tutuklanan Ahmet Ozan K. ilk ifadesinde kimseden talimat almadığını, olayı tek başına gerçekleştirdiğini öne sürmüştü.

Öte taraftan saldırının hemen ardından İçişleri Bakanı Süleyman Soylu “Cemevlerine saldıranların örgüt bağlantısı var, yakında açıklayacağız.” ifadesini kullanmış ve saldırıyı ‘provokasyon’ şeklinde tanımlamıştı.

Erdoğan’dan 15 yıl sonra Cemevi ziyareti

Saldırılar gündemdeki yerini korurken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hüseyin Gazi Cemevi'ni ziyaret etti. Ziyaretin hemen ardından Alevi Vakıfları Federasyonu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ziyaret ettiği cemevini yöneten Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakfı yönetimi hakkında ihraç işlemlerini başlattıklarını duyurdu.

Cemevini ziyaret eden siyasi partilerden biri de Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA Partisi) oldu. Genel Başkan Ali Babacan’ın da aralarında olduğu partililer, Hüseyin Gazi Cemevini ziyaret etti. Bütün bu gelişmeler ışığında Cem Vakfı Genel Başkan Yardımcısı ve DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Cem Avşar ile konuştuk.

“Biz eşit vatandaşlık beklerken saldırıya uğruyoruz”

Avşar, Alevi yurttaşların eşit vatandaşlık talebinin olduğunu söyleyerek başladığı konuşmasına şu sözlerle devam etti; “Kürt vatandaşlar gibi Alevi vatandaşlar da yıllardır bu ülkede eşit vatandaşlık mücadelesi içerisindeler. İbadethanelerinin devlet tarafından tanınması, kamuda ve işe alımlarda ayrımcılığa uğranmaması ve eşit vatandaşlığın elde edilmesi gibi hak talepleri var. Bu yönde 2016 yılında Cem Vakfı’nın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde başlattığı bir dava sonucunda hukuken kazanılmış haklar da var. Bugün yaklaşık 15-25 milyon Alevi yurttaştan bahsediyoruz. Biz Türkiye’nin artık Alevilik, Kürtlük gibi vatandaşın devlete mesafesini, vatandaşların ötekileştirilmesini geride bırakmasını isterken maalesef böyle menfur olaylar yaşanmaya devam ediyor.”

IMG_9950

Cem Vakfı Genel Başkan Yardımcısı ve DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Cem Avşar (Foto: Munzur Press)

“Saldırıların planlı olduğu açık”

“Geçmişte de buna benzer olaylar yaşandı bu ülkede, birçoğu da katliam noktasına gitti. Sivas Katliamı, Maraş ve Çorum olayları bunlardan birkaçı” diyen Avşar, saldırıların planlı olduğunu düşündüğünü belirterek sözlerine şunları da ekledi: “Bunlardan 3 tanesi Cemevi, 2 tanesi de Alevi kurumlara ait iletişim ve irtibat merkezleri. Çok şükür burada ağır bir yaralanma veya can kaybı yaşanmadı. Saldırılar 37 km’lik bir mesafede gerçekleşiyor. Bir kişinin hiçbir destek almadan gerçekleştirmesi mümkün değil. O yüzden bu saldırıların arkasında bir el olduğu ve planlı yapıldığı açık. Şu anda vatandaşlar bu konuda daha sağduyulu ama seçim sürecine girerken bunu kaşımak isteyen bir taraf olduğunu bu olaydan anlıyoruz.”

“Sonuna kadar gidilmeli”

İktidarın yaşanan saldırılara karşı tavrına değinen Avşar, “İktidarın olayı ‘Provokasyon’ olarak değerlendirip kolaya kaçmaması gerekiyor. Topyekûn ve hep birlikte bu işlere tepki gösterilmeli. Ucu nereye dokunursa dokunsun İç İşleri Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı’nın bunu takip etmesi ve vatandaşların vicdanını rahatlatması lazım.” şeklinde devam etti.

“İktidar toplumun fay hatlarını germek istiyor

Avşar, iktidarın son yıllarda toplumun fay hatlarını germek istediğini, buradaki amacının da muhafazakâr seçmenine kemikleşmiş bir hal vermek olduğunu belirtti ve sözlerine şöyle devam etti: “Biliyorsunuz Türkiye 80’ler ve 90’larda da böyle karanlık süreçler geçirdi ve şu an iktidar bu süreçteki aktörlerle 2016 yılından bu yana ittifak halindedir. Bu ittifak, Alevi yurttaşlarda ve sağduyulu vatandaşlarda bir soru işareti yaratıyor. Ortakları daha öncesinde bu işlerden sabıkalı. Bu yüzden bu işlere kalkışmaları hem Kürtler hem de Aleviler üzerinden bunu denemeleri olası. İktidar, toplumun tüm fay hatlarını bilerek isteyerek germiş durumda. Bu germe ile beraber kendi muhafazakâr seçmenini kemikleştirmek gibi bir çabası var. Din ve kimlik üzerinden kendine bir siyaset alanı yaratmanın peşinde. Ancak olaylar bu noktaya getirilirse bu işler çok tehlikeli olur. Vatandaş bu konuda bilinçli ve sağduyulu, eskisi gibi değil. Bu son saldırı olduğunda tüm siyasi partiler ve yurttaşlar yüksek perdeden tepki verdiler.”

Görsel: 31 Temmuz tarihinde yaşanan saldırı anından (Foto: ANKA) 

Çağrı merkezi çalışanları anlattı: Sömürü düzeni var Çağrı merkezi çalışanları anlattı: Sömürü düzeni var