Van’da Afganistan uyruklu bir kadın sığınmacıya iki askerin tecavüz ettiği ve askerlerin tutuklandığı iddiasının haberlere konu olmasının ardından Van Barosu sığınmacıların yaşadığı hak ihlallerini araştırmak için oluşturduğu heyetle çalışmalarına başladı.

Şenol BALI/VAN 

Geçtiğimiz günlerde Van’da iki sözleşmeli erin Afganistan uyruklu bir sığınmacı kadına tecavüz ettiği iddiasıyla tutuklandığı haberlerinin Türkiye kamuoyuna yansımasından sonra Afganistan uyruklu sığınmacıların Türkiye’ye giriş yaparken kullandıkları tek bölge olan Van’daki sığınmacı sorunu tekrar Türkiye gündeminde tartışılmaya başlandı.

Afganistan’dan kaçarak İran üzerinden Türkiye’ye giren sığınmacıların kullandığı tek rota olan olan Van-İran sınırında yaşanan ihlalleri bir kez daha tartışmaya yol açtı. Van Barosu İnsan Hakları Komisyonu Saray ilçesini ziyaret ederek yaşanan olayı araştırmaya başlarken, HDP Van Milletvekili Muazzez Orhan yaşanan olayı meclis gündemine taşıdı. Munzur Press’e konuşan Avukat Jindar Uçar, göç yollarında daha vahim olayların yaşandığını, bu olayın ilk ve yeni olmadığını öne sürdü.

Geçtiğimiz günlerde Van’ın Saray ilçesinde iki sözleşmeli erin, Afganistan uyruklu bir kadın sığınmacıya tecavüz ettiği iddiasıyla tutuklandığı haberleri kamuoyuna yansımıştı 2 Ocak’ta, 17 Bangladeşli ve Afganistanlı L.M. sınırda askerler tarafından gözaltına alındı. Karakolda kadın görevlinin olmaması nedeniyle L.M.’nin üstü askerler tarafından arandı. Askerler, L.M.’yi gözetleme kulesine götürerek, burada tecavüz ettiği iddia edildi. L.M.’nin çığlık atması üzerine karakoldaki diğer askerler kuleye gitmesiyle durumu fark etmesi sonrası iki asker burada gözaltına alınarak haklarında soruşturma başlatılmıştı. İki asker hakkında başlatılan soruşturma sonrası iki asker savcılık sorgularından sonra çıkarıldıkları nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği'nce tecavüz suçundan tutuklandığı bilgisi kamuoyuna yansımıştı. Bu arada haberlerin kamuoyuna yansımasından sonra soruşturmayı yürüten Saray Cumhuriyet Başsavcılığı bu haberle ilgili gizlilik kararı aldırmıştı.

Yaşanan bu gelişme, farklı Ortadoğu ülkelerinden Avrupa’ya veya Türkiye’nin batı metropollerine gitmek isteyen sığınmacıların kullandığı ana rota olan Van-İran sınırında yaşanan ve zaman zaman sosyal medyada gündem olan ihlalleri bir kez daha tartışmaya yol açtı. İran’la 295 km’lik uzunlukta olan ve dağlık bir yapıya sahip sınır hattı, sığınmacılar için bir ölüm tarlası niteliğinde. Başkale, Saray, Özalp ve Çaldıran ilçelerinin olduğu sınır hattında özellikle kış aylarında donma tehlikesi yaşayan sığınmacılar, çeteler tarafından soyuluyor veya işkenceye uğruyor. Çetelerin, yakaladıkları sığınmacılara, ailelerinden fidye almak adına işkence yapması sık sık kamuoyuna yansıyor. 

Kış mevsiminin sert geçmesi ve kar yağışının fazla olması göçmenlerin yaşadığı sorunları artırıyor. Sınırın dağlık kesimlerinden yaya olarak ülkeye geçmeye çalışan birçok sığınmacı, farklı nedenlerle hayatını kaybediyor. Trafik kazaları, donma, sınır duvarının tamamlanmadığı hatta kazılan kanalların su dolmasıyla yaşanan boğulma, vahşi hayvanların saldırması sığınmacıların hayatını kaybetmesine yol açan nedenlerden. Geçtiğimiz yıl Van’a geçmeye çalışan sığınmacı anne, çocuklarını soğuktan korumaya çalışırken donarak yaşamını yitirmişti.

Van’a geçmeye çalışan sığınmacı anne çocuklarını soğuktan korumaya çalışırken donarak yaşamını yitirdi-2

Türkiye’nin en büyük Kimsesizler Mezarlığı: Seyrantepe Mezarlığı 

Sığınmacıların Türkiye’ye girişlerinde ve özellikle kış aylarında yaşanan zorluklar ve doğa koşulları nedeniyle birlikte sığınmacıların transfer sırasında yaşanan trafik kazaları, sınır hattını geçen sığınmacıların ölmesine veya yaralanmasına neden olabiliyor. Kazaların yanı sıra kapasitesinin çok üstünde bindirildikleri araçlarda havasızlıktan ölen veya Van Gölü’nde geçerken tekne ve botların batması sonucu birçok sığınmacı hayatını kaybediyor. Sığınmacıların hayatını kaybetmesine veya yaralanmasına neden olan bu listeyi uzatmak mümkün. Öyle ki kentte bulunan ve Türkiye’nin en büyük göçmen mezarlıklarından biri olan Seyrantepe Mezarlığı sığınmacı ölümleriyle sessizce büyüyor. Türkiye’ye geçtikten sonra hayatını kaybeden sığınmacılar, 15 gün bekletildikten sonra yakınları çıkmaması durumunda numaralandırılarak bu mezarlığa gömülüyor. Mezar taşları üzerinde ise sadece ölüm tarihi ve yerinin yer aldığı kısa bilgiler bulunuyor. Kimsesizler Mezarlığı’nda şu an 200’ü aşkın göçmen mezarı bulunuyor.

image-9-2

1992 yılında defin işleminin başladığı mezarlıkta onlarca sığınmacı defnedilmiş durumda. (Foto: Serbestiyet)

Sığınmacılar son zamanlarda, sık sık yakalanarak geri itiliyor. Sınırın öte yakasına geri itilen sığınmacılar, birkaç gün sonra tekrar ülkeye giriş yapıyor. Ülkeye girmek için sınırda bekleyen göçmenlerin, İran’ın sınır bölgesi olan Khoy, Salmas ve Urmiye kentlerinde oluşan çeteler tarafından kaçırıldığı, işkence edilerek ailelerinden fidye istendiği veya tecavüze uğradığı gelen iddialar arasında. İran askerlerinin bu çetelerle iş birliği yaptığı, göçmenlerin paralarına ve değerli eşyalarına hatta zaman zaman giysilerine el koyduğu da dile getirilen başka iddialardan. Yaşanan onca can kaybı, yaralanma, ihlale ve arttırılan güvenlik tedbirlerine rağmen devam eden bu göç azalsa da kesintiye uğramıyor. Nitekim 2021 yılının ortalarında ayında Taliban’ın ülkedeki hâkimiyeti sağlamaya başlamasıyla zirve yapan göç hem azaldı hem de kapalı sistemle gerçekleşmeye başladı. Yani bu organizasyonu bir sektöre dönüştüren insan kaçakçıları, arttırılan tedbirler karşısında sürekli yeni yöntemler deniyor. Her şeyi göze alarak, bu uzun ve tehlikeli yola çıkarak umuda yürümek isteyen sığınmacılar arasında en çok zorlanan grup ise kadın ve çocuklar. Sığınmacıların bir bütün olarak yüz yüze kaldığı zorluk ve ihlaller, kadınlar ve çocuklar için daha çok derinleşiyor ve çeşitleniyor. Kadınların maruz kaldığı taciz ve tecavüz olayları da yaşanan ihlallerin başında yer alıyor.

Av. Uçar: Sığınmacılar hem doğa olaylarıyla mücadele ediyor hem de ihlallere maruz kalıyor 

Sığınmacıların yolculuk boyunca yaşadığı ihlalleri Van Barosu Göç ve İltica Komisyonu önceki dönem başkanı ve mülteci hukukçusu Jindar Uçar ile konuştuk. Uçar, sınır hattında yaşananların yeni bir hikâye olmadığını söylüyor. "Burası 40 yıllık bir geçiş güzergahı" diyen Uçar, şu sözlerle devam ediyor: "Sınırda sadece hak ihlalleri değil ölümler de çok sık yaşanıyor. Sınır hattında yapılan duvarlar ve alınan tedbirler sığınmacıları daha zorlu rotalara itiyor. Bu da sığınmacıları ölümcül sonuçlarla yüz yüze bırakabiliyor. Geçtiğimiz yıl çocuğu donmasın diye çoraplarını ayaklarına giydiren ve hayatını kaybeden bir kadın olmuştu. Her yıl benzer birçok vakalar yaşanıyor. Sığınmacılar, bir yandan doğa olayları ile mücadele ediyor bir yandan hak ihlallerine maruz kalıyor."

Uçar, ‘Pushback’ denilen ve sığınmacıların güvenlik güçleri tarafından sınırın öte tarafına itilmesi uygulamasına değiniyor ve bunun sığınmacılar için bir takım ihlale yol açtığını ifade ediyor. 

"Göç yollarında vahim olaylar oluyor" 

Göç yolunun kadınlar için daha zor olduğunu kaydeden Uçar,2019 yılında Van Geri Gönderme Merkezi’nde iki güvenli personelinin karıştığı İranlı bir kadının cinsel saldırıya uğraması olayını hatırlatıyor ve şu sözlerle devam ediyor: "Özellikle kadın sığınmacılara dönük taciz ve cinsel saldırı olayları da vuku buluyor. Bu olaylar çoğu zaman göçmen kaçakçıları tarafından yapılsa da zaman zaman güvenlik güçleri tarafından da gerçekleştirildiği oluyor. Geri Gönderme Merkezi’nde Z.N isimli İranlı bir göçmen iki güvenlik personelinin cinsel saldırısına maruz kalmıştı. Takip ettiğimiz o dosyada kişilerden her birine 15 yıl hapis cezası verildi ve hala tutuklu durumdalar. Bu olay, yaşandığı yer itibarıyla tespit edilmiş bir durum. Ama göç yollarında daha vahim olaylar oluyor. Kadınlar Afganistan’dan Türkiye’ye kadar uzanan göç yolunda sıklıkla cinsel saldırıya uğruyor."

Jindar’a göre kadınlar, kaçakçılar kadar sınır hattında oluşan çetevari oluşumlar tarafından da cinsel saldırıya maruz kalıyor. Sığınmacıların kendilerini savunmasız hissettiklerini bu yüzden uğradıkları ihlalleri saklama zorunda kalabildiklerini dile getiren Jindar: "‘Bu kişi zaten mülteci, savunmasız ve bir yere gidip şikayet edemez çünkü deport edilir’ denilerek insanlar istismar ediliyor. Belki çok vahim şeyler yaşayan sığınmacılar bile ‘Başıma bir şey gelmesin’ diyerek herhangi bir adli merciye ulaşmaktan imtina ediyor. Bazen bazı göçmenler buna cesaret edebiliyor veya üçüncü bir kişi tarafından duyurulabiliyor ve olayın failleri böylece yargı önüne çıkarılabiliyor" diyor. 

Av. Jindar Uçar (Foto Evrensel-2

Av. Jindar Uçar (Foto: Evrensel)

"Neden sadece erkekler geliyor’ sorusunun cevaplarından biri işte bu tehlike" 

L.M isimli Afgan kadının iki asker tarafından cinsel saldırıya uğraması dosyasına gizlilik kararının getirilmesini değerlendiren Uçar, "Dosyaya gizlilik kararı getirildiği belirtiliyor. Bu tarz olaylarda kamuoyuna fazla detay yansımaması adına kovuşturma aşamasına kadar gizlilik kararı uygulanıyor. Bu, kamuoyunda infial yaratacak birçok dosya için yapılıyor. 2020 yılında 61 sığınmacının Van Gölü sularında hayatını kaybettiği tekne kazasında da soruşturma aşaması tamamıyla gizlilik kararı üzerinden ilerledi ve biz iddianameye kadar dosyaya ulaşamadık. Bu dosyada benzer bir şey yaşanması kuvvetle muhtemeldir" ifadelerine yer verdi. 

Uçar, konuşmasına ülkede sığınmacılara dönük yükselen nefret söylemine ve bu konuda dile getirilen ‘Neden sadece erkekler’ geliyor şeklindeki tartışmalara getiriyor ve kadınların yollarda yüz yüze kaldığı tehlikelerin bu durumu ortaya çıkaran sebeplerden biri olduğunu ifade eren uçar açıklamasına şöyle devam etti: "Kamuoyunda mültecilere dönük nefret söyleminin yükselmesinde temel argüman şuydu; ‘Neden hep sadece erkekler geliyor veya neden kadınlar çok az‘. Bunun da toplumsal alt yapısı var. Çünkü bu son vakada da gördüğümüz üzere göç yolları kadınlar için oldukça tehlikeli. Neden sadece erkekler geliyor sorusunun cevaplarından biri işte bu tehlike. Bir kadının, Afganistan’dan Türkiye’ye herhangi bir saldırıya uğramadan, ihlale maruz kalmadan gelebilmesi için büyük bir şansa ve çabaya sahip olması gerekiyor. Çünkü Afganistan-İran- Türkiye rotasında sürekli el değiştiren göçmen kaçakçıları var bir yandan çete ve yağma gruplar var bir yandan da bu ülkelerin kolluk güçleri var."

Van Barosu İnsan Hakları Merkezi olayın yaşandığı ilçeyi ziyaret etti-1

Güntaş ailesinden memleketlerine tarihi vefa örneği Güntaş ailesinden memleketlerine tarihi vefa örneği

Van Barosu İnsan Hakları Komisyonu olayın yaşandığı ilçeyi ziyaret etti 

Olayın yaşanmasının ardından aralarında avukatların ve Van Barosu İnsan Hakları komisyonu eş başkanları Savaş Avcı ve Burcu Şeber’in olduğu bir heyet olayın yaşandığı sınır ilçesi Saray’ı ziyaret etti. Burada bir dizi görüşme gerçekleştiren heyet, konuyla ilgili rapor hazırlayacaklarını dile getirdi. İnsan Hakları Merkezi’nin sosyal medya hesabından şu ifadelere yer verildi: ‘’ Van’ın Saray ilçesinde sözleşmeli er olarak görev yapan 2 şahsın, Afgan mülteci kadına tecavüz ettikleri iddiası üzerine İnsan Hakları komisyonu tarafından heyet oluşturularak Saray ilçesinde görüşmeler yapıldı. Olayla ilgili tüm bilgiler toplandıktan sonra rapor hazırlanacaktır.’’

Yaşanan olay Milli Savunma Bakanı’na soruldu

Öte taraftan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Van Milletvekili Muazzez Orhan yaşanan olayı Meclis gündemine taşıdı. Orhan, milli savunma bakanının yanıtlanması amacıyla TBMM Başkanlığına verdiği soru önergesinde yaşanan olayla ilgili olarak Milli savunma Bakanının şu soruları yanıtlamasını istedi: 

“* Van’ın Saray ilçesinde 2 Ocak 2023 tarihinde mülteci bir kadına yönelik sözleşmeli erlerin tecavüz iddiası hakkında bakanlığınızın yürüttüğü bir soruşturma mevcut mudur? Bu vakadaki tecavüzcü askerlerin hiyerarşik olarak bağlı olduğu üsleri bu soruşturmaya dahil edilmiş midir?

* Mülteci geçişleri sırasında mültecilere yönelik taciz, tecavüz ve istismar vakalarının yaşanmaması amacıyla hangi tedbirler alınmaktadır?

* 2002-2023 yılları arasında asker üniforması taşıyanların; askerlere, halka, mülteci ve sığınmacılara taciz, tecavüz, istismar, işkence ve kötü muamele uyguladığı iddiasıyla görevden uzaklaştırılan asker sayısı kaçtır? Bu kişilere uygulanan diğer yaptırımlar nelerdir?

* 2002-2023 yılları arasında mülteci ve sığınmacılara yönelik yaşanan taciz, tecavüz, istismar, işkence ve kötü muamele vaka sayısı kaçtır? Vakaların tespiti ve verilerinin derlenmesi amacıyla hangi çalışmalar yürütülmektedir?

* Mülteci geçişlerinin olduğu sınır bölgelerinde kadın mültecilere yönelik üst arama ve benzeri diğer işlemler için kadın görevlilerin istihdam edilmesi yönünde bir çalışma başlatacak mısınız?

* Askerlikte istismar ve taciz iddialarını dikkatle ve ivedilikle inceleyen bir mekanizma kurulacak mıdır”