ORHAN KURUL/DERSİM

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) “İstanbul Senin” adıyla Yeşil Alanlarda Sanat Yapıtları Tasarımı düzenledi. Nisan ayında duyurusunu yaptığı bu yarışmanın son başvuru tarihi 14 Haziran’dı. Yarışmanın sonuçları ise 25 Haziran tarihinde açıklandı. Ancak yarışmaya dair garip bir olay yaşandı. Heykeltıraş Uygur Orhan’ın ‘Ben Bir Ceviz Ağacıyım’ adlı heykeli ‘depoda unutuldu’ gerekçesiyle değerlendirmeye tabi tutulmadı.

İstanbul’da Gülhane Parkı’nda ve Sirkeci Parkı’nda sergilenecek eserlerin hangi konularda olacağına dair İBB kendi sitesinde şu duyuruyu yapmıştı: “Eserleri ve temsil ettikleri değerlerle 20.yy ilk yarısında İstanbul’un olduğu kadar ülkemizin ortak kültürel hafızasında iz bırakmış, aşağıda numaralandırılarak sıralanmış; 1. Atatürk ve Harf Devrimi, 2. Emrullah Ali Yıldız ve Vecihi Hürkuş, 3. Mihri Rasim (Müşfik), 4. Nazım Hikmet, 5. Osman Hamdi Bey, 6. Cemil Topuzlu, 7. Behiç Erkin konulu yapıtların tasarlanmasıdır.”

‘ESERİM DEĞERLENDİRMEYE TABİ TUTULMALI’

Heykeltıraş Orhan da Nazım Hikmet konusunu; Nazım geleneğinin küllerini saklamak için değil form ateşiyle canlı tutmak için seçmişti. Heykeltıraş Uygur Orhan ile MunzurPress için söyleştik… Orhan yaşananlara dair şüphesini giderecek tek çözümün eserinin değerlendirmeye tabi tutulmasından geçeceğini söyledi.

IMG-20220703-WA0013

‘BU İŞTE BİR GARİPLİK VAR’

Heykeltıraş Uygur Orhan yaptığı Nazım Hikmet heykelini son başvuru tarihinden önce kargoyla İBB’ye göndermiş. Orhan, yarışma sonuçları açıklandığında ise kazanmak bir yana dursun herhangi bir eleştiri bile gelmeyince bu işte bir gariplik olduğunu anlamış. Orhan, sorup soruşturunca eserinin depoda unutulduğunu öğrenmiş!

‘HEYKELİ ERKEN GÖNDERMİŞSİNİZ’

Heykeltıraş Uygur Orhan, eserini son teslim tarihinden daha erken göndermesine rağmen, gönderdiği kişiye gönderdiğine dair belgeyi atmadığı için “Heykeli erken göndermişsiniz, depoda unuttuk” cevabını almış.

‘ÖZÜR DİLERİZ, SİZE KİTAP VERELİM’

Aksaklık fark edildiğinde ise yetkililer önce eseri satın alıp sergilemek gibi çözümler üretmeye çalışmışsa da sonrasında ise özür dilemek dışında hiçbir çözüm önerisi getirilmemiş Orhan’a… Orhan’ın bu duruma dair değerlendirmesi ise şöyle “Benden özür dileyerek İBB’nin yayınladığı kitaplardan vermeyi teklif ettiler. Ben aynı zamanda şairim ve bu kitapları elbette biliyorum!”

HDP: “Basının uyguladığı ambargoyu etkisiz hale getirmek için ev ev dolaşarak partimizi anlatıyoruz” HDP: “Basının uyguladığı ambargoyu etkisiz hale getirmek için ev ev dolaşarak partimizi anlatıyoruz”

‘NÂZIM’IN YÜZÜNÜ BİLİNÇLİ OLARAK KARENİN KÖŞEGENİNE YERLEŞTİRDİM’

Heykele konu olarak neden Nazım Hikmet’i seçtiğine dair soruma ise şöyle cevap verdi Orhan: “Gülhane Parkı’nın konuklarını selamlayan, şiiriyle merhaba diyen Nâzım’ın yüzünü bilinçli olarak karenin köşegenine yerleştirdim. Gülhane Parkı’na yakışacak çevreyle uyumsal oylumlar kurguladım. Bu felsefi tavırla modanın gelip geçici heveslerine büründürmemek için kıyafet tasarlamadım. Gerilim havasını kıran düşey ve yalın yapıları da uygun yerlere konumlandırdım. Amacım ‘Nazım geleneğinin küllerini saklamak’ değil form ateşiyle canlı tutmak… Olduğu yerde betonlaşmış koşulları yine kendi içindeki türküsüyle halay çekmeye zorladım. Heykel de uykuya dalar ama uyanış ve unutturmama var. Umut ve bir kentin belleği… Tekdüze heykel algısının dışında bambaşka bir enerji oluşturmaya çalıştım.”

IMG-20220703-WA0014

‘HER TÜRLÜ ELEŞTİRİYE AÇIĞIM’

Yaşanan duruma dair üzgün olduğu kadar kızgın da olduğunu söyleyen Orhan’ın duygularının devamını ondan dinleyelim: “Her türlü eleştiriye açığım, eleştiriden sakınacak bir sanatçı değilim ben. Eleştirilerin yol gösterici olduğuna inanırım. Eserin birinci olması da benim için önemli değildi. Orada sergilenmese de sergilenecek bir yer elbet bulunur. Ancak bir cevap bekliyorum bu da benim en doğal hakkım. Jüri üyelerine de yazdım ancak tek geri dönüş olmadı. Sizin aracılığınızla bir kez daha eserimin değerlendirmeye tabi tutulmasını istiyorum. Şüphelerimi giderecek tek çözüm yolu bu!”