Bingöl’de yaban hayatı zenginliği kameralara yansıdı. Doğa Koruma ve Milli Parklar Bingöl Şube Müdürlüğü tarafından bölgenin farklı yerlerine yerleştirilen fotokapanlara, ayı, kurt, dağ keçisi, vaşak, tilki ve tavşan görüntüleri yansıdı. İnönü Üniversitesi Zooloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Abbas Güngördü,” İnsanların yaşam alanlarını genişletmesi yaban hayvanlarının yaşam alanlarını tehdit ediyor” dedi.

FIRAT BULUT/BİNGÖL

Bingöl’de kameralara yansıyan yaban hayatı görüntüleri ve yaban hayatının korunması için Munzur Press’e açıklamalarda bulunan İnönü Üniversitesi Zooloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Abbas Güngördü, foto kapanlara yansıyan yaban hayvanlarının ülkemizdeki ve dünyadaki popülasyonu hakkında açıklamalarda bulundu.

Güngördü çok önemli tespit ve açıklamalarda bulunarak tüm dünyada ve ülkemizde memelileri, sürüngenleri, amfibileri içeren omurgalıların tür çeşitliğinin azaldığına ve bu azalmanın giderek hız kazandığına dikkat çekti.

İnsanların yaşam alanlarını hızla genişletmesi ve ormanlık alanları yok etmeye  çalışması  diğer canlıların yaşam alanlarına büyük etki ettiğini belirten  Üngördü, “Mezopotamya’nın verimli  toprakları   insan medeniyeti için bir atılım olabilir ama diğer canlılar için tarım bölgelerinin genişlediği, yabanıl yaşam alanlarının sınırlandığı bir yıkımdır.” dedi.

Bingöl ve bölgedeki doğal yaşam ve insanların doğal yaşama etkileri konusunda Munzur Press’e açıklamalarda bulunan İnönü Üniversitesi Zooloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Abbas Güngördü konuyla ilgili sorularımızı şu cevapları verdi.

İnsan aktiviteleri veya bir bütün olarak insan yaşamının ekosistem üzerindeki etkileri nelerdir?

İnsanın yaşadığı ekosistemde çevreyle uyumlu yaşadığı bir dönemin olduğu fikri gerçekçi değildir. Dünyanın her yerinde insanlar çoğalırken ve yayılırken çevreyi ihtiyaçları ve çıkarları doğrusunda kullanmışlardır. Ekosistemin insan eliyle değiştirilmesi diğer canlıların yaşam alanlarını da değiştirmiş, bazı canlılar lehine ama çoğunluğunun aleyhine yeni ve adaptasyonu zor durumlara yol açmıştır. İnsanların zamanla şiddeti ve niteliği değişen tahribatı ekosistemde rakip büyük omurgalılar üzerinde yıkıcı etkilere neden olmuştur. Değişen ekosistem dinamiklerine uyum sağlayamayan birçok tür zamanla yok olmuştur. Ekosistem değişimlerine uyum sağlayamayan organizmaların yok oluşu doğal işleyişin bir sonucudur, ancak insan eliyle gerçekleşen hızlı değişimlere adaptasyon çoğu organizma için imkânsızdır.

İnsan türü olarak varoluşumuz diğer türler açısından nasıl bir anlam ifade ediyor?

 Günümüzde insanlar dünya üzerindeki büyük ekosistemlerin hemen hemen hepsinde yerleşim alanları oluşturmuşlardır ve bu alanlar sınırlanamayan insan ihtiyaçları nedeniyle gittikçe genişlemektedir. Yerleşim alanları, tarım arazileri, sanayi bölgeleri, baraj gölleri ve daha birçok insan yaşam alanının oluşması diğer canlıların yaşam alanlarının yok olması anlamına gelmektedir. İnsan yaşam alanlarının genişlemesi hem direkt ve toplu yok oluşlara yol açarken hem de geniş yaşam alanlarına ihtiyaç duyan bazı türlerin küçük alanlara sıkışmasına ve tür içi çeşitliliğin sınırlanmasına, kalan popülâsyonların çevresel değişimlere adaptasyonunun zayıflamasına neden olmaktadır.

Anadolu coğrafyası binlerce yıldır çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bereketli Hilal olarak adlandırılan bölge ise hem en eski insan yerleşim yerlerinden biridir hem de birçok memeli türün evcilleştirildiği bölgedir. Bu zenginlik insan medeniyeti için bir atılım olabilir ama diğer canlılar için tarım bölgelerinin genişlediği, yabanıl yaşam alanlarının sınırlandığı bir yıkımdır.

Bingöl ve bölge illerinde fotokapanlara yansıyan yaban hayvanları ve yaban hayatını görüntüleyen gözlemleyen uygulamalar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Günümüzde bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de memelileri, kuşları, sürüngenleri ve amfibileri içeren omurgalıların tür çeşitliliğinin azaldığı ve bu azalmanın giderek hız kazandığı bilinmektedir. Şu anda ülkemiz coğrafyasında var olan kuş ve büyük memeli türlerinin popülasyon büyüklükleri ile ilgili birçok amatör ve profesyonel-bilimsel çalışma yürütülmektedir. Bu çalışmalar, ekosistem bileşenlerinin ve bunlara zarar veren insan aktivitelerinin belirlenmesini sağlayarak, zarar görmüş ekosistemlerin iyileştirilmesine yönelik çalışmalar yürütülmesine ve ekosistemlerin korunması konusunda kamuoyunun bilinçlendirilmesine yardımcı olmaktadır

Son zamanlarda fotokapan uygulamaları ile yok olduğu düşünülen birçok büyük memelinin yaşadıklarının tespit edilmiş olması ekosistemlerin hala nefes aldığının göstergesidir. Bu tür çalışmalar insan aktiviteleri ile zarar görmüş alanların, yapılacak çalışmalarla tekrar yabanıl alanlara dönüştürülebileceği, geniş ve kesintisiz doğal ekosistemlerin tekrar oluşturulabileceği konusunda umut vericidir.

İnönü Üniversitesi Zooloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Abbas Güngördü’nün https://www.tramem.org/  internet sitesinden yararlanarak Bingöl’de fotokapanlara yansıyan yaban hayvanları hakkında verdiği bilgiler şöyle:

Avrasya vaşağı (Lynx lynx): Avrupa ve Sibirya boyunca küçük toynaklıların bol bulunduğu ormanlık, çalılık alanlarda geniş bir popülasyon gözlemlenmiştir. Yasa dışı avcılık yüzünden özellikle Balkanlar'da ve Türkiye'de sayılarının dramatik şekilde azaldığı belirlenmiştir. İnsanlardan uzak durmaya çalışan vaşaklar geceleri avlanmayı tercih ettikleri için gündüzleri görülmeleri enderdir.

Boz ayı (Ursus arctos): Türkiye’de yaşayan ayı türünün “Ursus arctos” yani bozayı olduğu bilinmektedir. Hepçil bir canlı olması nedeniyle deniz seviyesinden yüksek dağlara kadar çok farklı ortamlara uyum sağlayabilmektedir. Türkiye popülasyonu tam olarak bilinmemekle birlikte tahmini sayılarının 3000-5000 arasında olabileceği düşünülmektedir. İnsan faaliyetlerinin ayı ölüm riskini artırdığı; ayı davranışlarında ve habitat kullanımlarında değişikliklere neden olduğu; yerleşim yerleri ve yolların boz ayı popülasyonu bağlantısını sınırladığı ve genetik çeşitliliği azalttığı düşünülmektedir.

Dağ keçileri doğaya atılan poşetleri kemiriyor: Uzmanı uyarıda bulundu Dağ keçileri doğaya atılan poşetleri kemiriyor: Uzmanı uyarıda bulundu

Kurt (Canis lupus): Bozkırdan, ormana, sazlıklardan bataklık alanlara kadar birçok habitata uyum sağlamış bir yırtıcıdır. Ülkemizde genellikle dağlık alanlarda ve insan etkisinden uzak alanlarda popülasyon oluşturmayı başarabilmişlerdir. Günümüzde Doğu Avrupa, Balkan yarımadası, Kanada, Sibirya, Moğolistan ve İran'da kurtların bulunduğu büyük bölgelere rastlanır. Bunların dışında sadece, yalıtılmış ufak bölgelerde bulunduğu düşünülmektedir.

Tilki (Vulpes vulpes): Vaşak, kurt ve kartal, tilkilerin "doğal düşmanlarıdır." Kürk ticareti için avlanmaları tilki popülasyonları için dünya çapında bir tehdittir. İnsanlarla ortak alanları paylaşmanın sonucunda, ortalama yaşam sürelerini azalttığı düşünülmektedir.

Yaban Keçisi (Capra aegagrus): Yaban keçisi Capra aegagrus Dünya genelinde Capra cinsine ait yayılış gösteren 9 türden biridir. Dünya üzerinde Kafkasya ve Orta Doğu’nun bazı ülkelerinde yayılış gösteren Yaban Keçisi’ne yurdumuzda Ege, Akdeniz, Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde deniz seviyesinden itibaren 4000-4500 m yükseklere kadar rastlamak mümkündür. Muğla ilinden başlayarak, Antalya, Mersin, Adana ve Maraş illerinde bütün Toros dağ silsilesinde, Doğu Anadolu’da Tunceli, Erzincan ve Güney Doğu Anadolu’da Bitlis, Van, Hakkâri illeri ile Kuzey Doğu Anadolu’da Artvin ilinde yayılış gösterdiği kaydedilmiştir.