Sinemanın cinsiyeti: Babalar, kırılmış küskün erkek çocukları Sinemanın cinsiyeti: Babalar, kırılmış küskün erkek çocukları

Haber Merkezi

Muş'un Varto ilçesinde 19 Ağustos 1966'da 2 bin 394 kişinin yaşamını yitirdiği, 1500 kişinin yaralandığı 6,9 büyüklüğündeki deprem yaşanmıştı. Yönetmen Metin Dağ Varto depremini yaşayanların, hayatta kalanların tanıklıklarıyla "KAF KAF" ismiyle belgeselleştirdi.

“Bizi deprem değil, cehalet, yoksulluk öldürdü”

Yönetmen Metin Dağ belgesele dair amacı, "Ahmed Arif, ‘Anadolu’ şiirinde “Havva Anan dünkü çocuk sayılır, ben Anadolu’yum” diye boşuna dememiş. 

Anadolu’nun oluşumu 300 milyon yıl önceye dayanıyor. Ama dünya için çok uzun bir zaman değil demek ki, hala yerleşmeye çabalıyor yer kabuğu. Fay kırıkları içinde en tehlikeli ve gözü kara olanı Kuzey Anadolu fay hattı. 4 milyon yıldır ara ara yokluyor yeryüzünü. Şehirleri, binaları, hayatları ortadan ikiye ayırıp gidiyor, kükreyen bir yeraltı canavarı gibi.

Sadece gitmek zorunda olanların gittiği Varto gibi uzak kasabaları da, imparatorlukların başkenti METROPOL İstanbul’u da tarih boyunca yaralamaya devam ediyor bu canavar…

Varto’dan bir insan bağırsa, dünyanın en kalabalık şehirlerinden biri olan İstanbul’da duyan olmaz belki. Ama bu fay bir kükredi mi, İstanbul’dan bile duyulur ayak sesleri.
Varto’dan İstanbul’a böyle bir kader ortaklığı var. Ne acı ki, bu kader ortaklığı bir fay hattı üzerinden uzanıyor.

İnsanın kişisel tarihinin rotasının bir fay hattı olması kaderin cilvesi mi, yaşamın mesajı mı bilinmez. Ama benim hayat hikayem biraz böyle. 

Kişisel tarihimin kökleri Varto’da. Atalarım ….. yıldan beri Varto’da. Sinemasal köklerim ise İstanbul’da. Eğitimim, ilk kamera tutuşumun şehri İstanbul. Tıpkı fay hattı gibi yaşam çizgim.

1966’da annemin, babamın, akrabalarımın yaşadığı kasaba Varto’da büyük bir deprem oldu. ….. 19 Ağustos saat 14.22’de olan depremde 2394 kişi hayatını kaybetti. 

Depremde küçük bir çocuk ….. amca. Yıkılan evlerini görünce anasını babasını kaybettiğini sanıyor. O günün anısı bir ömür dilinde. Kekeme oluyor.

…….’nın düğünü o gün. Birkaç saat önce gelin geliyor köye, kız arkadaşlarıyla. Toprak dam gelinliğini örtüyor sonsuza kadar. 

Arıların saldırısını anlatıyor …… amca. Aslında kaderi ortak Varto insanıyla. Arıların da onlar gibi yıkılmış yuvaları.

Koca bir köy toplu mezara dönüyor. Günlerce sesler duyuyorlar mezarlardan. Korkularından duyduklarını sandıkları sesler değil. Öldü sanılan, canlı canlı mezara gömülen anaları, babaları, çocukları, eşleri. Belki mezarda bile enkaz altında olduğunu sanıyorlar, “beni çıkarın” diye haykırıyorlar. 

“Bizi deprem değil, cehalet, yoksulluk öldürdü” diyor …. Amca. Dünya aya ayak basmak için hazırlanırken Varto daha radyoyla bile tanışmamış çünkü. Köyden öte bir dünya olduğunu ancak depremden sonra fark edebiliyorlar. Onları dünyaya bağlayan kapıyı korkunç bir fay kırığı açıyor sanki.

Hani derler ya, ölen kurtulur, asıl acı geride kalanlarındır diye, depremleri de öyle görürüm ben. Depremin ardından yıkılan hayatları… tıpkı enkaz altında durmuş saat gibi durdurur zamanı. Yeni bir hayat yolu seçmen için yapılan tehditkar bir uyarı gibidir. 

Deprem göçtür benim için. Kimisini bu dünyadan öte dünyaya göç ettirir, kalanları da başka diyarlara.

Yüzlerce aile göç etti bu depremin ardından. Türkiye’nin dört bir tarafına, Avrupa’ya, Amerika’ya… sadece yerin kabuğunu değil, hayatları da ikiye böldü. Aşkları, hayalleri, evlilikleri, umutları… 

Bu belgeselde işte bu yolculukları anlatmak istiyorum. Fay hattının izleğindeki o göç yollarını. Tıpkı binalar gibi yıkılıp yeniden yapılan hayatları. 
İnsanın canını yakan, tüylerini diken diken eden, dinlemenin de anlatmanın da hiç kolay olmadığı hikayeleri. ……. Amcanın iki kelime ile özetlediği gibi “Anılarımız, acılarımızdır” tıpkı hikayelerimiz gibi…" cümleleriyle özetliyor. 

Birçok festivalde gösterimi yapılan belgesel projesinin genel koordinatörlüğünü ünlü oyuncu Ali Sürmeli, müzikleri Yıldıray Gürgen yaptı.

IMG-20221024-WA0009-1

KAF KAF SİNOPSİS 

​​Varto’dayız. 1966 yılının 19 Ağustos sabahı kadim toprakların huzur veren sessizliği 30 saniyeliğine bozulur. On yıllar boyunca birçok insanın kaderini değiştirecek bir 30 saniyedir bu. Köy halkı henüz bir bilinmezlik olan depremden çığlıklar eşliğinde
kaçmaktadır. Köylünün dilinden kaçma esnasında “Kaf Kaf” kelimesi arka arkaya sıralanmaktadır.
İnsanı sağır eden toprağın sesine çığlıklar
karışmaktadır. Yıkılan evler, toprağa gömülen
bedenler, yılan istilası, arı saldırısı, susuzluk ve büyük bir acı. Varto yıkılmıştır...
Yeni doğan bir gün, bir ay, bir sene derken Varto’dan kalanlar için trajik öykü yolculuğu devam eder.. Varto’nun kalanları yurdun ve dünyanın dört bir yanına göç etmektedirler..
Varto bilinmezliğini dünya basınında bu korkunç olay ile bozar.

1966 Varto Depremi’ni bizzat yaşamış ve trajik izlerini hayat boyu taşıyan karakterlerin yolculuğuna ve coğrafyanın kaderine tanık olmayı amaçlıyor.