Siirt'in Eruh İlçesinde geçimlerini ormanlardan kesilen ağaçlardan sağlayan kömür işçileri "zorluklar içinde çalışıyoruz" diyerek çalışma zorlukları içinde yaşam mücadelesini verdiklerini belirtti.

Metin Yoksu/Siirt 

Diyarbakır'dan Siirt'in Eruh İlçesi'ne gelerek mangal kömürü işinde çalışan emekçiler, yılda sadece üç ay evlerine gidiyor. Dokuz ay boyun ormanlık alanlarda çalışan emekçilerin çalışma saatleri bulunmuyor. Günün 24 saati nöbette olan emekçilerin çalışma koşulları çok ağır. Ormandan kesilen ağaçları alarak üst üste koydukları odun parçalarını yaklaşık 15 gün boyunca üzeri toprakla kapatılıyor. Oval piramit şeklinde üst üste konulan odunların üstü saman ve toprakla kapatıldıktan sonra 15 gün boyunca köz halinde odunların yanması sağlanıyor. Piramitin üst kısmını ateşin alev alabilmesi amacıyla boş bırakan emekçiler burayı her saat başı kontrol ederek odunların alev almamasını ve ateşi belli bir seviyede tutarak iki haftalık yanmasının sonrası kömür elde ediyor. Sigortasız ve güvencesiz çalışan emekçiler ürettikleri ürün karşılığında ücret alıyor. Kömürden kaynaklı vücutlarında kimi zaman yanma meydana gelen emekçilerin anlatımlarına göre kimi zaman piramitin üst kısmından yanan ateşin içine işçilerin düştüğünü dile getirdi. 9 ayın karşılığında ücretlerin hayat pahalılığı karşısında az olduğunu ifade eden emekçiler eve gittikleri zamanda çocuklarının duvar ve pencereye alışık olmadığı için yanlışlıkla kafalarını duvara çarptığını anlattı. 

IMG-20220923-WA0011

'Su elektrik yok'

Osmaniye, Ankara başta olmak üzere Türkiye'nin çeşitli kentlerinde ve ormanlarında işçilik yaptığını söyleyen Şehmus Akgün, "Çocuklarımız ile birlikte ailece burada çadırlarda çalışıyoruz. Mardin'in Derik köylerinde Diyarbakır'a oradan da buraya Siirt Eruh'a geldik. Bazen su yok, elektrik zaten yok! Dere suyunu iki gün içtik çocuklarımız hastalandı. Çocuklarımız bazen aç kalıyor. Ailece burada çalışıyoruz. Banyomuz yok. Kendimize bir naylon yaptık. Naylondan bir banyo tuvalet yaparak ihtiyaçlarımızı buradan karşılıyoruz. Gece gündüzümüz yoktur. Giderlerimiz çok fazla. Çarşıya alışverişe her zaman gidemiyoruz" diyerek çalışma koşullarının yanı sıra yaşamın da zor olduğunu anlattı. Çalışma saatlerinin olmadığını dile getiren Akgün, "Gecemiz gündüzümüz yok. Kömürün olması için ocak yapıyoruz. Eğer yangın çıkarsa emeğimiz boşa gider. Gece gündüz sürekli nöbet tutuyoruz. Ayaklarımız bazen yanıyor. Tüm bu çalışma koşuluna rağmen emeğimizin karşılığını alamıyoruz" diye konuştu.

'Çalışmaya mecburuz'

Güntaş ailesinden memleketlerine tarihi vefa örneği Güntaş ailesinden memleketlerine tarihi vefa örneği

Kömür işinde çalışanlar arasında sadece erkekler değil kadınlar da emek vererek çalışıyor. Çocuklar yetişkinlere çay servisi yaparken kimi zaman ev işçileri kimi zaman da kömür işinde çalışarak emek veriyorlar. Çadırların içinde aylarca elektriksiz ve modern yaşamın tüm nimetlerinden uzak yaşamak zorunda kalan kadınlar için yaşam ise daha ağır. Aylarca geçinebilmek amacıyla çadırlarda yaşamak zorunda olduğunu ifade eden Zahire Oruç, "Bazen ağaçları kesiyoruz. Bazen kömürleri torbaya dolduruyoruz. Sadece bunlar değil ekmek yapıyoruz, çamaşır yıkıyoruz yetmedi yemek bulaşık yapıyoruz. Eskiden bir kişi tüm eve bakabiliyordu. Şimdi bir kişi çalışıyor bir teneke yağ alamıyor bir torba un alamıyor. Ne yapalım mecburen biz de çalışmak zorundayız" diye konuştu. Evini özlediğini fakat geçinmek için çalışmak zorunda olduklarını dile getiren Oruç, "Evimde de zorluk çekiyorum ama hiç olmazsa evimde makine çamaşırları yıkıyor Burada tüm yaz boyunca soğuk su dahi içemedik. Buzdolabımız bile yok burada! Elektrik yok sadece telefonlarımızı ve el fenerleri için güneş enerjisi için kullanıyoruz. Şimdi iyidir. Yağmur yağınca daha da zor oluyor çalışmak..." dedi.

IMG-20220923-WA0010