Hasankeyf'te verdiği mücadele ile tanınan ekoloji aktivistlerinden Rıdvan Ayhan, dünya iklim krizi tehdidi altında iken Mezopotamya'nın ise Türkiye'nin devasa projeleri ve güvenlikçi politikaları nedeniyle de tehdit altında olduğunu söyledi.

Metin Yoksu/Batman 

Dünya genelinde iklim krizi ile mücadele devam ederken ekolojistler devletlerin yeterli önlem almamasınına tepkili durumda. Özellikle Türkiye, Brezilya gibi ülkelerin dev projeleri lokal bölgelerde iklim krizinin yanı sıra büyüme stratejileri ile de doğanın büyük bir tehdit altında olduğunu belirtiyor. Hasankeyf'te son yıllarda Ilısu Barajı'na ve Hasankeyf'in sular altında bırakılmaması için verdiği mücadele ile tanınan ekolojist Rıdvan Ayhan, güvenlikçi politikaların ve devasa projeler nedeni ile Mezopotamya havzasının iklim krizi yanı sıra bunlarla da mücadele etmek zorunda olduğunu söyledi.

HDP: “Basının uyguladığı ambargoyu etkisiz hale getirmek için ev ev dolaşarak partimizi anlatıyoruz” HDP: “Basının uyguladığı ambargoyu etkisiz hale getirmek için ev ev dolaşarak partimizi anlatıyoruz”

İklim değişikliği ile Türkiye'nin dünyada ikinci sırada olduğunu belirten Ayhan, "Kaz Dağları'ndaki orman kesimleri, Ege ve Akdeniz'deki orman yangınları bunların yanı sıra HES ve barajlar özellikle de Ilısu Barajı gibi devasa barajlar son olarak da Şırnak'taki orman kesimleri maalesef iklim değişikliğinde önemli faktörlerdir. Özellikle de iklim krizini artıran bu etmenler doğamıza daha da zarar veriyor" dedi. İklim krizini artıran etmenlerden vazgeçilmesi gerektiğini vurgulayan Ayhan, "Karbon azaltılmalıdır. Tüm dünya ekolojistleri bunlar ile mücadele ediyor. Biz de ise durum daha da acı biz mevcut doğamızı dahi maalesef koruyamıyoruz. Anti demokratik uygulamalar ile ekoloji mücadelesi daha da zor bir hale girdi" dedi.

hasankeyf-cop-1-330x242

Dicle Fırat havzasının önemli bir bölümü Türkiye'nin sınırları içinde olduğunu vurgulayan Ayhan, "İki kadim nehir bu topraklarda doğuyor. Ama maalesef özgür değiller. Hatta sadece nehirlerin üstünde değil etrafında da devasa projeler bulunuyor. Bunlar da doğa ile iç içe değil maalesef. Silopi Termik Santrali başta olmak üzere çıkarılan kömür ve diğer tüm madenler bölgede doğaya zarar verilerek çıkarılıyor. Bunlar yetmezmiş gibi nehirler üzerinde sayısız baraj bulunuyor. Ve yenileri yapılıyor. Bunların hepsi güvenlikçi politikalardır. Son olarak orman kesimleri bunların hepsi doğaya büyük zarardır. Ve maalesef Mezopotamya iklim krizinden önce bu devasa ve güvenlikçi politikaların tehdidi altındadır. Dünyanın en güzel vadilerinden biri olan Munzur Vadisi bu topraklarda ama oralar da Dicle Vadisi de hepsi tehdit altında yok ediliyor. Bu şekilde mi iklim krizi ile mücadele edeceğiz" diye sordu.