Haklarındaki hapis cezasının onanmasının ardından 9 Mayıs’ta tutuklanan Özer çiftinin durumuna ilişkin hazırlanan rapor açıklandı. Raporda, Özer çiftinin tutukluluğunun hak ihlali olduğunu belirterek, bir an önce tahliye edilmesi gerektiği ifade edildi. 

Şenol Bali/Van 

Van'da 2 yıl 1 aylık hapis cezasının Yargıtay tarafından onanmasının ardından 9 Mayıs 2022’de tutuklanan 79 yaşındaki Hadi Özer ve eşi Makbule Özer’in (80) tutukluluk durumu devam ediyor. Birçok sağlık sorunu olmasına rağmen cezaevinde tutulmaya devam eden Özer çiftinin duruma ilişkin Van Barosu ve Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Van Şubesi Hapishane Komisyonu hazırladıkları raporu basın açıklamasıyla kamuoyuna duyurdu. Van Barosu Tahir Elçi Salonu’nda yapılan basın açıklamasına Van Baro Başkanı Zülküf Uçar, Van Barosu ile ÖHD Van Şubesi’ne bağlı avukatlar ile İnsan Hakları Derneği (İHD) Van Şubesi ve Tutuklu Aileleri ile Yardımlaşma Derneği (TUAY-DER) gibi kentteki bazı kurum temsilcileri katıldı. 

Raporda, Makbule ve Hadi Özer’in cezalarının infazının hapishane koşullarında sürdürülmesinin uygun olmadığını belirtti. 

Tek başlarına cezaevinde kalamazlar  

Basın metnini okuyan ÖHD Van Şubesi Eş Başkanı Avukat Ebru Demirtepe, Özer çifti hakkında Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi sağlık kurulunca hazırlanan engellilik raporunu hatırlattı ve Makbule Özer’in engel oranının yüzde 52, eşi Hadi Özer’in ise yüzde 33 şeklinde tespit edildiği bilgisini paylaştı. Özer çifti ile 26 Ağustos’ta görüştüklerini kaydeden Demirtepe, çiftin, cezaevi koşullarında yaşamını tek başına sürdürmesinin olanaksız olduğunu belirtti.  

“Tutuklulukları yasalara aykırı” 

Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeleri hatırlatan Demirtepe, şu şekilde devam etti: “Mevcut rahatsızlıkları ve yaşları da dikkate alındığında acil müdahaleleri de gerektirebilecek tıbbi tedavi ve rehabilitasyonun yanı sıra iyileşme sürecinin önemli bir parçası olan ruhsal ve sosyal desteğin de hapishane koşullarında sağlanması, hapishane koşullarında kişinin yaşamını tek başına sürdürmesi ve sağlığını koruması olanaklı görülmemektedir. Alternatif ceza infazı olarak konutta infaz, ceza infazının ertelenmesi/geri bırakılması gibi yöntemlere başvurulabilecekken kişinin onurunu da zedeleyecek şekilde mevcut rahatsızlıkları ile hapishanede tutulması işkence ve diğer kötü muamele yasağı ile sağlığa erişim hakkı ihlali anlamına gelmektedir.”  

SES Dersim'den Yurt'a cevap: ‘Siz devlet değilsiniz, üyelerimiz gibi devlet memurusunuz’ SES Dersim'den Yurt'a cevap: ‘Siz devlet değilsiniz, üyelerimiz gibi devlet memurusunuz’

Raporun sonuç ve talep kısmında şunlar yer aldı:  

* Makbule ve Hadi ÖZER hakkında alternatif ceza infazı olarak konutta infaz, ceza infazının ertelenmesi/geri bırakılması gibi yöntemlere başvurulabilecekken kişinin onurunu da zedeleyecek şekilde ilerlemiş yaşları, engellilik halleri, mevcut ağır hastalıkları ile hapishanede tutulmaları işkence ve diğer kötü muamele yasağı, sağlık ve tedavi hakkı ihlaline yol açmaktadır.   

* Yasal ve uluslararası mevzuat evrensel hukuk ilkeleri ile birlikte göz önüne alındığında; kurumlarımıza gelen başvurular sonucunda tespit edilen işkence yasağı, sağlık ve tedavi hakkı ihlallerinin ortadan kaldırılması için Adalet Bakanlığı’nın pozitif yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekmektedir. 

 * Makbule ve Hadi Özer’in cezalarının infazının hapishane koşullarında sürdürülmesinin uygun olmadığından serbest bırakılmalıdırlar. 

 * ATK’nin ağır hasta siyasi mahpuslara ilişkin sistematikleşen siyasi tutumu ve ağır hastalıklarına rağmen hasta mahpuslara” hapishanede kalabilir” şeklinde Tıbbi Etik İlkelerinden ve tarafsızlıktan uzak kararlarına ilişkin olarak ilgili kurumlarca gerekli incelemeler yapılmalıdır. Bu yönüyle ATK Tıbbi Etik İlkelerine bağlı kalmaya ve tarafsız olmaya davet ediyoruz. 

 * Devlet tarafından sağlanan tüm hizmetlerde Türkçe bilmeyen ve kendini başka bir dilde/ana dilinde daha iyi ifade edebileceği anlaşılan kişilere anlayacakları dillerde tercüman desteğinden yararlandırılması için gerekli yasal düzenlemeler yapılması ve bu düzenlemelerin hiçbir ayrımcılık tanınmadan yerine getirilmesi sağlanmalıdır.