Van’da binlerce yıllık tarihi geçmişi olan alanlar, kaderine terk edildi ve define avcıları tarafından tahrip edildi.

Şenol Bali/VAN

Birçok tarihi eserin yaşanan tahribatlar nedeniyle tamamen yok olma tehlikesi altında olduğu belirtilirken tarihi eser kaçakçıları ve hazine avcılarının kaçak kazılarının önlenmesi için acil önlemlerin allanması için hiçbir çalışma yapılmıyor.  Bölgede birçok yapının yok olmak üzere olduğunu ve definecilerin devam eden tahribatlarına dönük denetimlerin yetersiz kaldığını önlemlerin hızla alınmaması durumunda birçok tarihi eserin tamamen yok olacağını söyledi.

Van ile çevre bölgede bulunan birçok kilise, kale, kümbet, tarihi şehir ve yapılar, uzun yıllardır definecilerin hedefi halinde. Bu tarihi yerlerin başında ise Van’ın Tuşba ismi ile başkentliğini yaptığı Urartu Medeniyeti’ne ait eserler geliyor. Bugün Urartu Medeniyeti’ne ait birçok yapı yok olmuş ya da yok olmak üzere. Birçok tarihi yapı bakanlık tarafından koruma altına alınmış, birkaçı da doğal SİT alanı ilan edilmiş durumda. Ancak bu kararlara rağmen söz konusu yapılar definecilerin hedefi olmaktan kurtulamıyor. Denetimlerin yetersizliği nedeniyle önü alınamayan bu tahribat sonucu tarihi yapılar yok olma tehdidi ile karşı karşıya.

UNESCO listesinde yer alan Van Kalesi kaçak kazılardan kurtulamıyor

Urartular döneminde inşa edilen Van Kalesi ve etrafındaki tarihi yapılar yıllardır kaçak kazıların yapıldığı alanlardan. 2016 yılında Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütünün (UNESCO) “Geçici Dünya Miras Listesi’ne giren kale ve tarihi yapılar define arayan kişiler tarafından tahrip ediliyor. Her yıl binlerce kişinin ziyaret ettiği kale ve tarihi yapılar, 2010 yılında Kültür Bakanlığı tarafından 2 milyon TL harcanarak restore edildi. Ancak söz konusu restorasyon sonrası kale eski dokusunu kaybetti. Kalenin betonla restore edilen bölümlerinde yıllar sonra çökmeler meydana geldi.

Tarihi mezarlar ve antik kent Zernaki Tepe de definecilerin kurbanı

Geçtiğimiz yıl Erciş ilçesinde 5 bin yıllık tarihi mezarlık, defineciler tarafından tahrip edilmiş ve Urartu dönemine ait olduğu tahmin edilen kemikler ortaya çıkmıştı. Yine Erciş ilçesinde bulunan ve Van Gölü'ne hâkim bir tepede kurulan ve tarihi Urartu şehri olan, sokak ve caddelerin kesişmesiyle ortaya çıkan düzgün kare yapıların aynı olması ile dikkat çeken Zernaki Tepe isimli anti kent de bugün yok olmaya doğru gidiyor. Koruma altına alınmayan tarihi şehir definecilerin kurbanı oluyor. Tarihi kentin her tarafı defineciler tarafından kazılmış durumda.

Defineciler hazine ararken 2.700 yıllık Urartu Tapınağı buldular

Van il merkezinin 28 kilometre kuzeybatısındaki Alaköy’de yer alan Garibin Tepe’de hazine bulma amacıyla kaçak kazı yapan defineciler, buldukları yapıyı kilise zannederek müze müdürlüğüne başvurdu. Ancak bulunan yapının 2 bin 700 yıllık Urartu Tapınağı olduğu ortaya çıktı. Hazine arayan definecilerin yanlışlıkla bulduğu bu Urartu Tapınağı’nın tarihe yeniden ışık tutacağı belirtiliyor.

Bir başka hedef de efsanelere konu olmuş Dêr Meryem Manastırı

5 bin 500 yıllık anıtsal yapı arkeolojik kazıyla gün yüzüne çıktı 5 bin 500 yıllık anıtsal yapı arkeolojik kazıyla gün yüzüne çıktı

Gürpınar ile Çatak ilçeleri arasında yer alan ve yıllardır hayvan barınağı olarak kullanılan tarihi Dêr Meryem Manastırı da definecilerin tahribatına uğrayan yapılardan. Etraftaki köylülerin korumadığı, definecilerin yıllardır adeta delik deşik ettiği 365 odalı tarihi manastır yok olmakla yüz yüze kalmış. Sarp bir vadi içinde kurulan ve o dönemde tarihi İpekyolu üzerinde kurulan manastır, Ermeni tehciriyle birlikte boşaltılmıştı. Yıllarca boş kalan ve büyük bölümü yıkılan manastır, daha sonra bölge köylüleri tarafından hayvan barınağı olarak kullanılmasına rağmen ayakta duran manastır bu kez de defineciler tarafından tahrip edildi.

Van Çev-Der: Defineciler tarihi yapıları tahrip ediyor, denetimler yetersiz

Bölgede definecilerin tarihi alanlar üzerinde yarattığı tahribatı ve bu yöndeki denetimlerin yetersizliğini Van Tarihi Eserleri Koruma Araştırma ve Geliştirme Derneği Yönetim Kurulu üyesi Bazi Aslan ile konuştuk. Van ve çevre bölgelerin oldukça zengin bir tarihe sahip olduğunu vurgulayan Aslan,  definecilerin buraları tahrip ettiğini, yetkililerin de yeterli denetimi sağlamadığını kaydediyor. Şunları söylüyor Aslan, “Van ve çevresi açık hava müzesi gibi. Önemli bir tarihsel geçmişe sahip ve birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış. Maalesef bu tarihi alanlar defineciler tarafından tahrip ediliyor. Halk yeterince bilinçli değil buraların korunması konusunda. Şehir yerleşim alanları, harabeler, köprü ve kiliseler bugün sahiplenilmiyor. Yetkililer de gerekli denetimleri ve koruma tedbirlerini uygulamıyor.  İnsanlar defineciliğe yönlendiriliyor bilinçli olarak. Kiliselerde define var şeklinde bir yanlış algı var. Bu yüzden buralar birincil hedef. Camide define yoksa kilisede de yoktur.”

‘Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki tarihi yapılar başıboş bırakılmış’

Aslan, daha güçlü koruma politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini savunduğu konuşmasına şu şekilde devam ediyor: “Bilinçlendirilme çalışmalarının yapılması lazım. Yine bakanlık yok olmak üzere olan birçok alanı koruma altına alması lazım. Ancak ne yazık ki özellikle 1970’li yıllardan sonra Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki tarihi yapılar başıboş bırakılmış. Devletin buraların korunmasına yönelik politikalar geliştirmesi lazım. İnsanların kendi başına buraları koruması çok da mümkün görünmüyor.”

Bu yapıların ortadan kaldırılması ile tarih ile günümüzün bağı koparılıyor’

“Toplumsal duyarlılığın gelişmesi lazım. Bu yapıların ortadan kaldırılması sonucu tarih ile günümüzün bağı koparılıyor. Urartular, Medler veya Persler yapmış diye bu tarih silinmek isteniyor” sözlerini kullanan Aslan, kentteki birçok yapının yok olmak üzere olduğunu, birkaç yerde devam eden restorasyon çalışmaların ise orijinal ruhuna uygun yapılmadığını belirtiyor. “Van Kalesi,  Ayasofya’nın ayarında bir yer olan Dêr Meryem Kilisesi, Yedi Kilise, Anzaf Kalesi tahribatları ile öne çıkan yerler. Van Kalesi gibi birkaç yerde restorasyon çalışması var ancak bu da dönemin ruhundan uzak. Orijinal yapılar sökülerek Osmanlı veya Selçuklu el sanatlarına benzeyen figürlerle doldurulmuş.”